Her yerden çok uzakta.

Alberta’da 3 Gün

İki hafta önce Alberta’da çektiğim 578 fotoğraf arasından seçtiklerim…

Alberta’nın sloganı “Wild Rose Country” ama ben hiçbir yerde güle rastlamadım.
 

Calgary şehir merkezinin yüksek binalardan başka bir numarası yok.
 

Yürüyüş vakti…
 

Calgary Tower’dan aşağıya bakıyoruz.
 

Canmore kasabasındaki bu Club House, kaldığım birçok otelden daha konforluydu. Geceliği 36 dolar.
 

Canmore’da dolaşırken, elimdeki kahve kabını atmak icin çöp tenekelerinin yanına gittiğimde, resimdeki kız önce bana plastik kapağı çıkarmamı ve en sağdaki kutuya atmamı söyledi. Kabın içinde kahve kaldıysa yerdeki küçük kovaya dökmeliymişim. Ben de öyle yaptım. Elimde kalan kağıt bardağı da geri dönüşüm kutusuna atınca kocaman bir teşekkürü hakketmiştim. Biraz abartmışlar değil mi?
 

Banff National Park… “Canadian Rockies”e giriyoruz.
 

Bu tabelayı görünce durduk.
 

İyi ki durmuşuz. Müthis bir kanyon.
 

2.6 kilometreyi 1 saatte yürüdük.
 

Lake Louise kayak merkezinden dağlara bakıyoruz.
 

Telesiyejle inerken. Karşıdaki su lekesi “Lake Louise”. Dünyanın en çok fotoğrafı çekilen gölüymüş.
 

Lake Louise buzul gölü. Tıpkı güneydeki turkuaz renkli koylarımız gibi.
 

Gölün kıyısındaki Chateou Lake Louise. Kısaca “Şato”.
 

Biraz kürek çekmeye ne dersiniz?
 

“Lake Louise”ler de çöp ayrıştırma olayını abartmış değil mi?
 

Manzara hep böyle. Yemyesil ağaçlar ve ulu dağlar.
 

Banff’e hoşgeldik. Nüfus 8,721. Bu kasabada yaşamak istiyorsanız federal hükümete iyi bir gerekçe uydurmalısınız. Çevre bozuluyor diye nüfus artışını kontrol altına almışlar.
 

O da ne? Trafik neden durdu?
 

İşte bu yüzden..
 

Dünya tatlısı değil mi?
 

Dünyaca ünlü Fairmont Banff Springs Hotel.
 

Banff şehir merkezi.
 

Calgary’ye geri dönüs…
 

3 günlük Alberta gezisinin özeti: Kalbim Banff’te kaldı.

30 Haziran 2010