Ne sahibim bu yerde ne kiracı.

Bu ülkeyi Google mı yönetecek?

Google

“Ah keşke” dedim bu soruyu duyduğumda. “Sizden çok daha iyi yönetir”.

Bir süredir Türkiye’den Google’a ulaşmak iyice zorlaşmış ve birçok Google hizmeti yavaşlamış. Google’ın Türkiye’de yasaklanması gibi bir ihtimalden dahi sözediliyor.

Atatürk’e hakaret içeren bir videoyu yayınladığı için YouTube’a uzunca bir süredir erişilemiyordu. Öyle anlaşılıyor ki, Google’ın sahip olduğu YouTube’a erişimin engellenmiş olması nedeniyle, ortak “IP” adreslerini kullanan Google da yasaktan nasibini almış şu anda.

Konuyla ilgili ilgisiz her kafadan bir ses çıkıyor ama çözüme ilişkin herhangi bir şey yok. Üstelik “Google Türkiye’de vergi vermiyor” gibi tartışmalar baslamış ki sapla sapan tam anlamıyla birbirine karışmış.  Sanki Facebook ve Yahoo gibi onlarca site Türkiye’de kazandıkları gelirlerden o gelirlerle doğru orantılı vergi veriyorlarmış gibi.

İnternet sitelerine getirilen yasaklarda sorunun iki temel nedenden kaynaklandığını görüyoruz. Birincisi, internetle ilgili yasalardaki eksiklik. İkincisi ise, ifade özgürlüğü ve sansür konusunda gelişmiş batı ülkelerinden çok daha farklı yasalarımızın olması.

Birinci sorunu çözmek kolay. Gerekli hukuksal düzenlemeler kısa sürede yasalaşabilir. Bu konuda ciddi bir engel çıkacağını sanmıyorum. Ama iş ifade özgürlüğüne gelince durum değişiyor. Açıkçası, yasaklarla hicbir yere varabileceğimizi sanmıyorum. İnternette Atatürk’e hakaret edildigi söylenen o videoyu izleyebileceğiniz o kadar cok site var ki, hangi birini kapatacaksınız?

Google’ı Google yapan temel sey, internetteki her türlü bilgiyi en hızlı şekilde kullanıcılara ulaştırması. Şu satırları okuduğunuz sırada, varolan websitelerine milyonlarca yeni sayfa ekleniyor ve binlerce yeni websitesi yaratılıyor. Nasıl denetleyeceksiniz onca siteyi? O nedenle internet ve sansür savaşında kazananın internet, yani Google olacağını  tahmin ediyorum.

Şüphesiz, 28 milyona yaklaşan internet kullanıcısıyla Türkiye siber alemde epey yol aldı ve almaya devam edecek. Ama unutmayın ki, Google bu yılın Mart ayında 360 milyon internet kullanıcısının olduğu Çin’den Çin hükümetinin sansür uygulamaları nedeniyle ayrıldı ve Çin’deki hizmetlerini Hong Kong üzerinden vermeye başladı (Bir karşılaştırma olması açısından ABD’de yaklaşık 230 milyon internet kullanıcısı olduğunu belirtelim).

Yani, Türkiye Google icin vazgeçilmez bir pazar değil. Aksini düşünerek atılacak her adım, biraz sağduyu ve uzlaşmayla çözülecek bir sorunu iyice çözümsüz hale getirir.

Ben Google’la 2000 yılında tanışmıştım. O görüntü kirliliğinde çölde bir vaha gibi gelmişti bana. Tasarımda sadelik anlayışım nedeniyle çok sevmistim Google’ı. Yazıyordunuz aradığınız kelimeleri ve saniyeler icinde alıyordunuz sonuçları. 

Kanada’ya geldikten sonra hayatım Google’la birlikte değişti. Şans eseri başladığım PPC Management işinde 7. yılımı doldurdum. Bu 7 yıl içinde hizmet verdiğim müşterilerim için 7 milyon dolara yakın para harcadım. Şirketlerin reklam bütçelerinin Google’ın algoritmalarında çok büyük bir ağırlığı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Google için önemli olan kullanıcılara aradıkları bilgiyi en doğru şekilde verebilmek. Zaten öyle olduğu icin, bu kadar kısa bir süre içinde dünyanın en değerli şirketlerinden biri haline geldi ve her geçen gün daha da değerleniyor.

Paranın en büyük değer olduğu işdünyasında, öncelikle para kazanmayı değil, kullanıcıların daha iyi arama sonuçları almasını hedefleyen ve sürekli geliştirdiği teknolojilerle hayatlarımızı kolaylaştıran Google’ın bir ülkeyi yönetmesi mümkün değil elbet.

O nedenle, internetten sorumlu ulaştırma bakanının sorduğu “Bu ülkeyi Google’mı yönetecek”  gibi anlamsız bir soruya ancak şöyle cevap verebiliyorum: “Sizin zihniyetinizin yönettiği bir Türkiye yerine, Google’ın yönettiği bir Türkiye’yi tercih ederim”.

9 Haziran 2010