Ne sahibim bu yerde ne kiracı.

Çek bir kahve,“duble duble” olsun!

Kanada`ya gelen yabancıların dikkatini çeken şeylerin başında, hemen her yerde rastlayabileceğiniz Tim Hortons kahvecisi geliyor. Alışveriş merkezlerinde, benzin istasyonlarında, üniversitelerde, hastanelerde mutlaka bir Tim Hortons karşınıza çıkıyor. ABD`nin kuzeydoğu eyaletleri dışında, dünyada pek bilinmeyen Tim Hortons markası, Kanadalılar`ın ortak buluşma noktası. Yapılan bütün tüketici araştırmalarında da, listenin başında hep Tim Hortons var.

İlki 1964 yılında Hamilton Ontario`da açılan Tim Hortons kahveci dükkanlarının şu anki sayısı 2700`ün üzerinde. Kahveci dediğime bakmayın: Kurulduğu ilk yıllarda sadece kahve ve donat satışı yapan Tim Hortons, bugün çorbadan sandviçe, yoğurttan meyve suyuna uzanan epey zengin bir menüye sahip.

Kanadalılar için özellikle sabah kahvesi çok önemli. Hem soğuk kış günlerinin etkisi, hem de Kanadalılar`ın arabaya olan düşkünlükleri nedeniyle, birçok kahve dükkanı, kahvenizi arabanızdan inmeden alabileceğiniz “drive-through” hizmeti de veriyor. Tim Hortons “drive-through”ları geçtigimiz yıl ülke çapında bir tartışmaya neden oldu. Sırada bekleyen arabaların gereksiz benzin tüketimiyle çevreyi kirlettiği bazı araştırmalara dayanarak açıklandı ama, hiçbir şey Kanadalılar’ı engelleyemedi. Günün hemen her saati, ama özellikle sabahları, o uzun kuyruklara rastlayabilirsiniz.

Kanadalılar`ın Tim Hortons düşkünlüğü o boyutta ki, geçtiğimiz yıl, Afganistan`ın Kandahar şehrinde, Kanadalı askerlere hizmet vermek üzere bir Tim Hortons bile açıldı.

Nedir Tim Hortons`u bu kadar popüler kılan? Öncelikle kurucusu. Tim Horton, 1960`lı yılların efsanevi hokey oyuncularından biri. Bildiğiniz gibi buz hokeyi, Kanada`nın tartışılmaz en önemli sporu. Türkiye`de futbol neyse Kanada`da buz hokeyi o. Tim Horton, 1974 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybedince, markayla  Kanadalılar arasında duygusal bir bağ oluşuyor.

İkinci ve en temel nedeni ise fiyatları. Orta büyüklükte bir Tim Hortons kahvesi 1.30 dolar. Starbucks`tan alacağınız aynı büyüklükte bir kahveye yaklaşık 2 dolar ödediğinizi düşünürseniz, fiyat farkını daha iyi anlıyorsunuz. Yani Tim Hortons tam bir orta direk kahvecisi. Hava atmayı sevmeyen, alçakgonüllü Kanada halkına, kelimenin tam anlamıyla yakışan bir marka. Kanada`yı sosyalist olmakla suclayan -bir kısım- Amerikalılar`ın kulakları çınlasın: En varlıklısından en yoksuluna kadar milyonlarca Kanadalı Tim Hortons kahvesi içiyor.

Durum böyle olunca, kahvenin McDonalds ve Burger King gibi fast-food zincirlerinde bile satıldığı Kanada`da, Tim Hortons pazarın %60`ına sahip oluyor, Starbucks gibi bir dünya markası ise %10`un altında bir pazar payıyla yetinmek zorunda kalıyor.

Kanada kültürüne böylesine derin bir şekilde yerleşen Tim Hortons, kendi dilini de yaratmış. Örneğin, kahvenizi “double double”, yani “duble duble” isterseniz, bu,  duble şekerli ve duble kremalı kahve anlamına geliyor. “Double Double”, o kadar yaygın kulanılan bir deyim ki, 2004 yılından bu yana Kanada Oxford Sözlüğü`nün bütün baskılarında yer almaya başladı.

“Kahraman Bakkallarımız” “Süper Marketler”e karsı savaşı çoktan kaybetse de, Türk kahve üreticilerinin, pazarlamacılarının, girişimcilerinin, dünyanın dev markalarına kafa tutan Tim Hortons`tan öğrenecekleri çok sey olabilir.  Modern yaşamın gereklerine göre yaratılacak geleneksel bir “Türk Kahve Evi”, akıllı bir stratejiyle, dünyaya neden şu siparişi verdirmesin:

Çek bir kahve. “Yandan Çarklı” olsun!

1 Şubat 2009

Cumhuriyet