Ne sahibim bu yerde ne kiracı.

Cüneyt nasıl “June Eight” olur?

Yurtdışında yaşayan hemen herkesin yaşadığı ilginç bir deneyim var. Türkiye gibi yumuşak g’lerin kuyruklu s’lerin bulunduğu alfabenin kullanıldığı bir ülkeden geliyorsanız, okulda, işyerinde, hastanede,  isminizin sizin o güne kadar hiç duymadığınız şekilde telaffuz edilmesine alışmanız, hatta doğru telaffuz edilmesi için önlem almanız gerekiyor. 

Kanada, yüzlerce değişik kültürün bir arada yaşadığı bir ülke. Kurulduğu günden bu yana dünyanın dört bir köşesinden yüzbinlerce göçmene kucak açmış. Bildiğiniz gibi, İngilizce ve Fransızca Kanada’nın resmi dilleri. Ancak, günlük yaşamda, özellikle Toronto gibi büyük şehirlerde, onlarca değişik dilin kullanıldığını görüyorsunuz. O nedenle, herkes, İngilizce ya da Fransızca olmayan isimlere çok alışkın.  

Ama, benimki gibi, birçok Kanadalının ilk kez duyduğu bir isme sahipseniz, tanıştığınız insanların isminizi söylemek için çektikleri ızdırabı görünce gülmekten katılabilirsiniz.  

İsmimle ilgili yaşadiğim ilk sorun resmi belgeleri çıkarırken başladı. Sağlık kartı başvurusunu yaptığımda ğ, ü ve ş’ye elveda demek zorunda kalmıştım. Daha sonra, birçok iş arkadaşımın bana “Ugur” demesine alıştım. Ne yaparsınız, ğ diye bir harften haberleri yok ki.  

İkinci işimde ise Amerikalı patronum “Uğuş” adını uygun gördü. Ş harfi nereden çıktı, adımın son harfi R diyorum, ama nafile. Adamın dili dönmüyor. İsmimi ilk kez email yazışmalarında gören ve telefon edenlerin büyük çoğunluğu ise, “Yugur” adını uygun gorüyor. Düzelt düzeltebilirsen.  

Bazı Türkler, bu tip isim zorluklarından yorulduğu için sorunu kökünden (!) çözmüşler. Bülent Bill, Serdar Sid, Cihan John olmus. 

Çocuklarının aynı derdi yaşamasını istemeyenler de, Jasmine (Yasemin), Celine (Selin), Melissa (Melisa) gibi hem Türkçe hem de İngilizcede benzer şekilde telaffuz edilen isimleri seçmisler. 

Biraz yaratıcılığa ne dersiniz? İsmi Cüneyt olan bir arkadaşımız, yaşadığı onca zorluktan sonra, isminin kolayca anlaşılması için ilginç bir yöntem bulmuş: Tanıştığı insanlara adını “anlatırken”, İngilizce June (Haziran) ve Eight (Sekiz) kelimelerini birleştirmelerini soylüyor ve June + Eight = Cüneyt denklemiyle sorunu çozüyor. 

Elbette, bu tip tatlı sorunlar sadece biz Türklere özgü değil. Birçok dil, gerçekten zor telaffuz edilen isimlere sahip. Örneğin Polonya asıllı bir arkadaşımın ismi Szczepko. Nasıl telaffuz edersiniz bu ismi? Zorlandınız değil mi?  

Babamın Sahir gibi Türkiye’de de az rastlanan ismi nedeniyle birçok devlet dairesinde güçlüklerle karşılaşmış, Sahir’in Şakir, Saim ve Sair gibi onlarca değişik yazılışını görmüştüm. Ama öztürkçe olduğu için her zaman gurur duyduğum ismimin, yabancı bir diyarda bana yaşattığı sürprizlere inanin hiç hazırlıklı değildim. 

O nedenle, siz siz olun, çocuklarınıza isim koyarken, bir gün yurtdışında yaşayabilecekleri ihtimalini de lütfen aklınıza getirin.  

15 Mart 2009

Cumhuriyet