Ne sahibim bu yerde ne kiracı.

Gel gidelim kuzeylere!

Çocukluğumuzdan beri bayramların hafta sonlarıyla birleşenini sevmişizdir, oyle değil mi? Cuma günü başlayıp, tam 9 gün süren uzun tatiller hemen herkesin en büyük özlemidir.

Oysa Kanadalılar icin 9 günlük resmi tatil kelimenin tam anlamıyla bir hayal. Çünkü Kanada’daki en uzun resmi tatil, 2 günlük Noel tatili. Takvimler azizlik yapmayıp, hafta sonuyla birleşirse, en fazla 4 günlük kesintisiz bir tatile kavuşuyorsunuz, o kadar.

Durum böyle olunca, vatandaşlarının tatil özlemini gidermek, yıllık izinlerini kullanmaya gerek olmadan dinlenmelerini, eğlenmelerini sağlamak icin ilginc bir yöntem bulmus Kanada hükümeti. Her yıl 1 Temmuz’da kutlanan “Kanada Günü” gibi geleneksel tatil günlerinin dışında, “long weekend”, yani uzun hafta sonu adi verilen mini resmi tatiller yaratılmış.

Uzun hafta sonu, bazen Cuma bazen de  Pazartesi ile birleşen hafta sonu oluyor.  Bazılarının tarihleri eyaletten eyalete farklılık gosterse de, Kanada genelinde 6-7 uzun hafta sonu tatili var. Bu da, yaklaşık her iki ayda bir 3 gunluk tatil anlamına geliyor.

Uzun hafta sonları, ozellikle yaz aylarında herkesin bir yerlere kaçmak icin firsat bulduğu tatiller. Torontoluların büyük bölümü, bu uzun hafta sonlarında, Toronto’nun kuzeyinde, bizim yazlık ev diyebilecegimiz “Cottage”larına, yazlık evi olmayanlar ise göl ve nehir kıyılarındaki eyalet parklarına akın ediyor.

Çocukluğumuzun çizgi roman kahramanlarından Kaptan Swing’in yaşadığı ormanlardaki bu doğal parklarda hemen her hafta sonu kurulan  binlerce çadıra, binlercesi daha ekleniyor uzun hafta sonlarında. Bugune kadar çadırı olmayan bir Kanadalıya rastlamadim dersem, kamp hayatının Kanada kültüründe ne denli onemli bir yer tuttuğunu daha iyi anlayabilirsiniz.

Gündüzleri tertemiz nehirlerde, göllerde yüzmek, balık tutmak, kumsalllarda tembel tembel yatıp güneşlenmek icin bundan iyi fırsat olur mu? Hava kararıp, yıldızlar ışımaya başladığında, çıtır çıtır yanan kamp ateşinin başında yudumladığınız şarabın tadına doyum olmuyor elbette.

Serin bir yazın sonuna yaklaştık. Hava erken kararmaya, aksamları rüzgar daha bir farklı esmeye basladı. O nedenle, bu yazın en son uzun hafta sonunu yaşayacağımız 5-6 ve 7 Eylül tarihlerini şimdiden iple çekiyorum. Okula gitmemek için hasta numarası yapan çocuklar gibi hastalanmak, Cuma gününü de uzun hafta sonuna katmak istiyorum.

Kuzeyde, doğayla başbasa geçirecegimiz 4 günü düsünürken, birden Istanbul’da yasarken bayramlarda kaçtığımız güney geliyor aklıma. Teypte Mazhar Alanson ve Sami Özer’in birlikte soyledikleri “Bu Ne Biçim Hikaye Böyle” adli parca calmaya basliyor ve bana sesleniyor yıllar öncesinden: “Gel gidelim güneylere, yenilenip dinlenmeye…”

30 Ağustos 2009

Cumhuriyet