Ne sahibim bu yerde ne kiracı.

“Hamili Kart Yakinimdir”

Bir iş toplantısı için Toronto’nun 350 km kuzeyindeki North Bay’deyiz. Nipissing Gölü kıyısındaki North Bay, 60,000 nüfusa sahip, küçük, sevimli bir şehir.

Akşam yemeğinde şehrin en gözde lokantalarından biri olan Churchills’e gidiyoruz. Duvarlarda İngilizlerin efsanevi başbakanı Winston Churchill’in resimleri, onunla ilgili gazete haberleri var.

Yemek öncesi lokantanın barında oturup sohbet ederken, North Bay’li ev sahibimizin yanına biri yaklaşıyor. Tanıştırılırken, bu iyi giyimli beyefendinin şehrin belediye başkani Victor Fedeli olduğunu öğreniyorum.

Bir çok Kanadalı gibi, o da adımı telaffuz etmekte zorlanıyor. Türk olduğumu söyleyince, “Ooooo, bu ne güzel tesadüf.  Size bir sürprizim var” diyor ve masasına giderek çantasından bir şey alıyor. Yanımıza geldiğinde bana kartvizitini uzatıyor. Teşekkür ediyorum.  “Lütfen kartı okuyun” diyor gülümseyerek. Karta bakıyorum.  Her şey normal. “Arkasını çevirin” diyor.

Arkasını çevirince, kartvizitteki bilgilerin Türkçe olduğunu görüyorum ve ne diyeceğimi şaşırıyorum. Türkiye’den binlerce kilometre uzakta, küçük bir Kanada şehrinde,  şehrin belediye başkanının Türkçe kartvizit kulllanmasını pek aklım almıyor.

Victor Fedeli’nin Fransızca, Almanca, İspanyolca gibi dünyanın en yaygındillerinin kullanıldığı başka kartvizitleri olduğuna eminim. Hatta Çinceyi, Rusçayı bile anlarım da Türkçe hiç aklıma gelmez.  Sizin gelir miydi?

Üstelik, North Bay, diğer Kanada şehirlerine göre çok az göçmene sahip. Şehirde, olsa olsa birkaç Türk aile vardir, o kadar. Durum böyle olunca, Türkçe kartvizit taşımayı düşünecek kadar renkli bir politikacıyla tanışmak, gerçekten ilginç bir rastlantı.

Belediye başkanıyla Türkiye, İstanbul ve Toronto hakkında konuşurken, North Bay’li ev sahibimiz seçimlerde başka bir aday için seçim çalısması yaptığından söz ediyor. Şaşkınlığım daha da artıyor. Seçimin ertesi günü seçim rekabetinin unutulması gerektiğini, kazanan adaya destek vermenin en akıllıca şey olduğunu soylüyor bize. Doğru söze ne denir!

Sonra aklıma, kısa bir süre önce federal hükümetle ilgili bir işlem nedeniyle yaşadığım bir sorun için bölge milletvekilimize gönderdiğim email geliyor. Gönderdiğim emaile ertesi gün cevap geldiği gibi, bir hafta sonra, işlemin hangi aşamada olduğunu açıklayan bir mektup almıştım.

Öyle görünüyor ki, Kanadalı politikacılar,  koltukların geçici, yaptıkları işlerin kalıcı olduğunu farketmiş gibiler. O nedenle, onlara oy veren – vermeyen bütün seçmenlere aynı mesafede durmaya, partizanlık yapmamaya özen gösteriyorlar. Elbette, böyle düşünmeyen, klasik politikacılar da var muhakkak. Ama, kısa bir süre içinde yaşadığım bu iki örnek, demokrasi adına gerçekten sevindirici.

Ertesi gün North Bay’denToronto’ya doğru yol alırken kendi kendime soruyorum: Seçmenleriyle iletişime önem veren, partili partisiz herkesin sorunlarına yardımcı olmaya çalışan, ayrımcı değil, uzlaşmacı bir yol izleyen politikacıların bir sonraki seçimlerde kazanma şanslarının yüksek olmasından daha doğal ne olabilir?

20 Eylül 2009

Cumhuriyet