Her yerden çok uzakta.

Haziran’da ölmek zor.

Cumhuriyet okumaya ODTÜ’de başlamıştım. Yurtta kalırken, oda arkadaşlarımla oluşturduğumuz gazete bütcesiyle her gün Cumhuriyet alırdık.

Gazeteyi elime alır almaz ilk okuduğum yazar İlhan Selçuk’tu. Nazım Hikmet’in şiirlerini sevenler bilir: En sıradan kelimeler bile, onun satırlarında öyle derin öyle güzel anlamlar kazanır ki, nasıl olur da o kelimeleri bir araya getiremediğinize şaşarsınız.

Benim için İlhan Selçuk’un makaleleri de benzer bir özellik taşıyordu. Aklıma gelip de dile getiremediğim onca düşünceyi İlhan Selçuk’un Pencere’sinde okumuşumdur yıllarca. Yalın, kolay okunur, kolay anlaşılır ve etkileyici.

Elbette, bir yazarın her makalesinin hep aynı derecede güçlü olmasını beklemek mümkün değil. Hele hele, bu yazar 1962`den 2010`a kadar, tam 48 yıl boyunca, 15,000`e yakın köşe yazısına imza atmışsa…

İlhan Selçuk’la, Cumhuriyet Mahallesi projesi nedeniyle gerçekleştirilen birkaç toplantıda bir araya gelmiş, sakin konuşmasını, kendini büyük bir keyifle dinlettiren hoşgörülü tarzını çok sevmiştim.

Geçtiğimiz yıl, Cumhuriyet’te Toronto’dan başlıklı Pazar yazılarım yayınlanmaya başlayınca, sınırlı da olsa, onun gibi bir ustayla aynı gazetede yazıyor olmak çok mutlu etmişti beni.

Bugün, ertesi gün gireceği kalp ameliyatı öncesinde, ölümle resmen dalga geçtiği yazısını  bir kez daha okudum. Bakın, o yazının bir bölümünde “hayat ve yaşlanmak” üzerine ne kadar ilginc şeyler söylemiş: 

“Yaşamak nedir mi?

Bir sabah kalktın, sevdiğin kadının gözünün altında derin bir çizgi gördün.

O da gördü mü?

Görmez olur mu?

Ya da henüz aynaya bakmadı.

Soru:

- Yaşlanıyor muyum?

Sen görmezlikten geldin diyelim, o düşünüyor, dupduru ten nasıl böyle oldu?

Nasıl olmasın ki, yaşıyorsunuz.

Kim bilir, belki gözü de teni de daha güzelleşti.

Ama şartlanmış bir kez. Şartlanmışsınız.

Çizgilerin, yaşlılığın insana güzellik verdiğini kişinin kültürüne aşılayan estetik kültürüne erişmek için, insanların daha ne kadar yaşamalarına gerek var? 100 yıl, 1,000 yıl?

İlkellik daha ne kadar sürecek?

Sürse de, alt gözkapağının altındaki bir yeni çizginin insanı bu denli düşündürüp oyalaması, işte insanın gözeneklerine dek yaşamasıdır...” 

Türkiye çok büyük bir değerini yitirdi. Hepimizin başı sağolsun.

23 Haziran 2010