Her yerden çok uzakta.

Kim tutar seni.

Yıl 1974. İlkokul 2. ya da 3. sınıfta olmalıyım. Siyah-Beyaz televizyonumuzdan izlediğim ilk dünya kupası finali. Neden bilmiyorum, Hollanda’yı tutuyorum.  Büyük ihtimal, Cahit ağbim Almanya’yı desteklediği için ben rakip takımdan yanayım.

Alman milli takımında Beckenbauer, Breitner, Müller, Hollanda da ise Kruyff, Neeskens, Rensenbrink gibi efsane futbolcular var. Heyecanlı bir 90 dakika ve Almanya maçı 2-1 kazanıyor.  Elde var hüzün.

Yıl 1978. Bir sonraki dünya kupası finali. Portakallar yine sahnede. Bu sefer rakip Arjantin. Maçın sonucu: Arjantin 3, Hollanda 1. Elde var yine hüzün.

Yıl 2010. Yeni bir dünya kupası ve finalde yine Hollanda var. Kupa başladığından bu yana medyanın ilgisi Arjantin, Brezilya, İngiltere ve Almanya gibi takımların üzerindeyken, Hollanda, cok uzun yıllardır görmediğiniz, haber almadığınız bir arkadaşınızın bir gün aniden karşınıza çıkması gibi bir sürpriz yaparak finale adını yazdırıyor.

Gerçi Hollanda yaptığı son 25 karşılaşmanın hiçbirini kaybetmemiş ve Avrupa’nın yükselen yıldızlarından biri olmuş ama Kanada’da yaşamaya başladığımdan bu yana futboldan epey koptuğum için, o güzelim turuncu rengi dünya kupası finalinde görmek benim için çok büyük bir mutluluk.

Kimileri “Hollanda çok değişmiş, o eski Hollanda yok artık” diyor. Göze hoş gelen, yaratıcı futbol yerine, sonuca yönelik futbol oynuyorlarmış. Bu eleştirilere vereceğim karşılık şudur: “Lütfen, bana böyle şeylerle gelmeyin”. Bu dünyada değişmeyen ne var? Hatalarından ders almayıp değişmeyi beceremeyenler her zaman kaybetmeye mahkum değil mi?

Bir kere bu Hollanda eskisine göre çok daha akıllı bir Hollanda. Daha bir oturmuş, olgunlaşmış. Klasik hatalarını tekrarlamıyor. Geçmişte olduğu gibi, “Karşımızdaki takım kim olursa olsun, biz kendi futbolumuzu oynarız” demiyor, rakibe göre strateji geliştiriyor. Sonucta da finale kalan ilk takım oldu. Üstelik, turnuvadaki bütün maçlarını kazanarak. Sessiz sedasiz… Daha ne istiyorsunuz?

Pazar günü Johannesburg’daki finalde Hollanda’nın karşısına ya Almanya ya da İspanya çıkacak. Gönlüm, rakip olarak Almanya’yı istiyor, çünkü 1974’ün rövanşını almamız lazım. Ama İspanya da olsa farketmez. Yeter ki, yıllar sonra kalbimiz bir kez daha kırılmasın…

Haydi Hollanda. Pazar günü sevindir beni. Bastır Hollanda. Kim tutar seni.

7 Temmuz 2010