Ne sahibim bu yerde ne kiracı.

Sonbaharda Açan Gelincikler

Kanada’da gelincikler Kasım ayında açıyor.  Ama Türkiye’de hep gördüğümüz gibi yol kenarlarında ya da ekin tarlalarında değil, kadın erkek, yaşlı genç hemen herkesin yakasında.

Basbakanın, bir süredir Kanada’nın değişik şehirlerini ziyaret eden Prens Charles’ın, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, televizyon sunucularının, otobüs şoförlerinin, öğrencilerin, öğretmenlerin, işçilerin, patronların, calışanların, çalişmayanların Kasım ayında herkesin ortak noktası, yakalarındaki kırmızı gelincikler.

Kasim’ın ilk gününden itibaren  yakalara iliştirilen gelincikler, savaşlarda ölen, özellikle 1. Dünya Savaşı’nda ve sonrasında yitirilen milyonlarca asker ve sivili simgeliyor. 

İngiltere ve İngilizler Uluslar Topluluğu’na üye Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de törenlerle anılan “Remembrance Day”, 4’ü dışında Kanada’nın bütün eyaletlerinde resmi tatil.  Kanada’daki anma törenleri, 1. Dünya Savaşı’nın resmi olarak sona erdigi 11. ayın 11. gününde, saat 11:00’de 2 dakikalık saygı duruşuyla basliyor ve gün boyu devam ediyor.

Ne ilginc rastlantıdır, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Ataturk’ü, “Remembrance Day”den 1 gün once, 10 Kasım’da anıyoruz. O nedenle benim icin, “Remembrance Day”in bir baska anlamı ve önemi var.

“Birçok zaferler kazandım. Fakat, bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savaş alanlarında ölen askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum" diyebilecek kadar duyarlı bir liderle gurur duymamak, onu hatırlamamak, anmamak mümkün mü?

Ya Çanakkale’de yaşamını yitirmiş Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerler icin söylediği şu sözlere ne dersiniz:

Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar; Burada bir dost ülkenin topraklarındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Siz Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar: Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim de evlatlarımız olmuşlardır."

Evet, Kasım ayı, gelincik ayı.

Alışveriş sonrası süpermarketten çıkıyorum. Kapıda, 10-12 yaslarinda, askeri üniforma giymiş, dünya tatlısı bir çocuk. Önünde küçük bir kutu, kutunun içinde gelincikler… “Gaziler için bir gelincik almaz mısınız” diye soruyor. Elbette alırım. Alır ve hemen yakama takarim. Ya siz? Siz almaz mıydınız?

- 

Yolu Guelph’e düşenler için bir not: 1. Dünya Savaşı’nın en önemli şiiri olarak kabul edilen “In Flanders Fields”in yazarı John McCrae’nin doğduğu ev Guelph’te halka açık bir müze. Oldukça sevimli, küçük, taş bir bina.

Gelin, McCrae’nin şu muhteşem şiirini de buraya ekleyelim:

In Flanders Fields

In Flanders fields, the poppies blow
Between the crosses, row on row,
That mark our place; and in the sky
The larks, still bravely singing, fly
Scarce heard amid the guns below...

We are the Dead. Short days ago
We lived, felt dawn, saw sunset glow,
Loved, and were loved, and now we lie
In Flanders fields...

Take up our quarrel with the foe:
To you from failing hands, we throw
The torch; be yours to hold it high.
If ye break faith with us who die
We shall not sleep, though poppies grow
In Flanders fields...

15 Kasım 2009

Cumhuriyet